DOLAR 15,9744 0.2%
EURO 16,8228 0.71%
ALTIN 931,730,18
BITCOIN 465678-2,01%
Adıyaman
22°

AÇIK

13:05

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

YENİDEN KÜLLERİNDEN DOĞMAK

YENİDEN KÜLLERİNDEN DOĞMAK

ABONE OL
27 Nisan 2020 21:56
YENİDEN KÜLLERİNDEN DOĞMAK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Reklam

 

İbn-i Haldun’un dediği gibi:

“Devletler de insanlar gibidir. Doğarlar büyürler yaşlanırlar ve ölürler”

Osmanlı da doğdu, büyüdü, yaşlandı ve 20. yüzyılın başında ölüm döşeğine düştü. Adeta 600 yıllık bir çınar kül oluyordu. Zaten işin sonunda kül olmak bu işin doğasında vardı.

20.yüzyılın başınsa tüm sosyologları, ekonomistleri, siyaset uzmanlarını, güvenlik uzmanlarını, dünyaya yön verenlerin tezlerini çürüten bir kahramanlık hikâyesine imza atıldı. 19 Mayıs 1919 Anadolu’da bir güneş doğdu.

O güneş, 23 Nisan 1920’de Anadolu halkını ısıtmaya başladı. Çünkü o gün Anadolu halkları kader birliği yaptı. Anadolu’nun Türk2ü, Kürt’ü, Arab’ı, Çerkez’i, Sünni’si, Alevi’si… Akın akın Ankara’da umuda kapı açtılar. O gün halkın kendi kaderini çizmeye başladığı gündü. O gün yani her şeyin kül olduğu gün; Anadolu’nun ortasında ezilen, hor görülen ve sömürülen tüm halkların umudu Ankara’da yeniden filizlendi.

Halkın seçtiği vekiller, 20.yüzyılın tartışmasız en büyük kahramanlarından Mustafa Kemal Paşayla birlikte Hacı Bayram Veli Camisi’nde cuma namazını eda ettiler. Camii çıkışında halkla birlikte Birinci TBMM binasına giderek Halkın meclisini dualarla açtılar.

En yaşlı vekili Sinop milletvekili Şerif Bey başkanlığında meclis ilk oturumunu yaptı. Başta Kemal Paşa olmak üzere halkın tüm vekillerinde tatlı bir heyecan vardı. Çünkü o sıralarda halk vardı.

O mütevazı meclis sıralarında kimler yoktu ki:

Anadolu’nun batısında onlarca Efe vekiller..

Bir yandan Anadolu’nun her yerinden gelen Türkler…

Karadeniz bölgesinde onlarca  vekil..

Bir taraftan Arap vekiller..

Bir taraftan Lazistan’dan (Rize’nin o dönemdeki adı) altı vekil..

Bir taraftan 72 Kürt vekil.

Bir yandan ağalar, paşalar, öğretmenler, subaylar, imamlar, dedeler.

Bir yandan kalpaklılar, fesliler, sarıklılar, şapkalılar….

Kâhta’dan Hacı Bedir Fırat ve Besni’den Reşit Ağar da olduğu Büyük Millet Meclis; Anadolu’nun renklerini o yüce meclise taşımaya çalışmıştı.

Bir paşanın sesi duyuldu: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Mustafa Kemal, Anadolu’ya çıktıktan sonra en çok vurguladığı ilkelerden biri; halk egemenliğidir. Bunu Amasya Genelgesi’nde, Erzurum ve Sivas kongrelerinde,  TBMM’de çok iyi görmekteyiz.

Atatürk;  halkın iradesini o derece önemsemiş ki TBMM’nin açıldığı günün, Milli Bayram olarak kutlanması için 23 Nisan 1921’de kanun çıkardı.

Atatürk; 23 Nisan Bayramı’nı, 23 Nisan 1929 tarihinde çocuklara armağan etti. Böylece 23 Nisan ilk defa, 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak kutlandı. Bu anlamlı bayram, dünyada kutlana tek çocuk bayramı özelliğini taşımaktadır.

Aslında TBMM’nin açıldığı günün Çocuk bayramı ilan edilmesi çok önemliydi. Çünkü çocuklar, bu milletin geleceğidir. Atatürk;  milletin geleceği olan çocuklara bu bayramı çok yakıştırmış ve bu çocuk bayramını geleceğimiz olan çocuklara armağan etmiştir.

Önceleri sadece bizim ülkenin çocuklarına armağan edilen Çocuk Bayramı, daha sonra dünyamızda yaşayan tüm çocukları da bu bayram sevincimize ortak ettik. İlk defa 1979 yılında 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşınan bu milli bayramda, dünyanın birçok ülkesinden çocuklar Türkiye’ye gelmeye başladı. Bugün Türkiye, dünyadaki çocuklara bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülkedir.

Bu gün:  “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir,”  cümlesinin sembolü olan TBMM’nin 100. Kuruluş yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlanmasının önemi daha büyük ve daha da anlamlıdır.

Egemenliğin her daim halkta olduğu ve tüm çocukların her zaman bayram yaptığı bir dünya dileğiyle

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.